10 Mart 2013 Pazar
Kadınlar Susarak Gider
" Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için.
Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez.
Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der.
Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir.
Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar.
Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar.
Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır.
Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma!
Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır.
Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.
Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının.
Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur.
Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.
Kadın susarak gider!
En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir.
O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir.
Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir.
Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir.
Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir.
Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider.
Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır.
Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir."
Cemal Süreya
3 Şubat 2013 Pazar
Tatil Okumalarımdan
Tatil sezonu demek, benim için okuma anlamında verimli bir döneme sahip olmak demek. Elimden geldiğince iyi bir şekilde bu süreci değerlendirmeye çalışıyorum.Neler mi okudum? Kısa kısa bahsedeyim..

Toza Sor;bahsetmek istediğim ilk kitap, yazarı John Fante. Kitapla karşılaşmamız ve kitaplığımda yerini alması TÜYAP'ta öneri üzerine oldu. İsabetli bir öneri ve keyifli bir okuma oldu benim için. Bukowski önsözü kitap hakkında istekli okumaya itiyor okuru.
Size önerim kitabı geniş bir zaman dilimine yayarak okumayın, benim için biraz öyle oldu. Bazı kitaplar vardır bir ya da iki günde okunulası,Toza Sor da tam öyle diyeceklerimden. Metroda bana iyi yol arkadaşlığı etti belirtmek isterim.
Akıcı olması ve konunun ilgimi çekmesi gibi sebeplerle beni kendisine bağlayan kitap hakkında bu sefer derin ayrıntılar vermeyeceğim,ama 10 üzerinden 9 verdim siz anlayın.
Gelelim ikinci kitabıma ; 7, yazarı Cem Akaş, yine öneriler kapsamında okuduğum kitaplardan.7 sayısının benim için yeri ayrıdır, nedenini çözemedim ama ayrı bakıyorum ona. Kitabı elime aldığımda da farklı baktım. Kitabın arka kapağını okuyunca ve net aracılığıyla okur yorumlarına baktığımda bende fazlasıyla yüksek bir beklenti oluştu kitaba dair, ama okurken hayal kırıklığına uğramadım dersem yalan olur. Kitabın örgüsü kendine has, kült roman olarak kabul görüyormuş hatta, yer yer beğendiğim noktaları oldu ama bana farklı gelmedi, gelemedi.Yalnız Cem Akaş'ın birkaç kitabını daha okuyarak onu tanımak isterim ve beğeni gören kitabına haksızlık etmiş olmak istemem.
İlişkiler üzerine manifesto bölümünde ilgimi çeken noktalar olmuştu,kitap üzerine not da alamadım, okul kütüphanesinden almış olmam dolayısıyla...Ama okuyun siz karar verin derim ,10 üzerinden 6,5 verdim.
Ve son olarak bahsetmek istediğim kitap Ekmek Arası - Charles Bukowski. Üçte üç öneriler başlığından devam ediyorum. Çok beğendim, seri olarak okudum ,keyifli bir okumaydı ,dili çok güzeldi.Kısa ama beğenimi net olarak ifade eden cümleler.Keyifli olmayan bir hayatı ,keyifli olarak okuduğumu söylemem, sanırım yazarların okuru kitaba bağlama yeteneği dedikleri olsa gerek.
Kitaplığımda değil ne yazık ki, arkadaşımdan almıştım,ama bir an önce almalıyım.Notlarımı toparlayamadım ayrıca ekleyeceğim.Notum 10 üzerinden 10' dur.
Son bir parantez açmak istiyorum ; Charles Bukowski' nin şu ana kadar herhangi bir kitabını okumadım, öncelikle onun hayatının bir dönemini onun kaleminden okumam ayrıca bir artı diye düşünüyorum.
Yazarların yapıtlarından önce onların hayatları hakkında bilgi sahibi olmak; okuyucuya,okuduğu yapıtta anlaşılmayan unsurları anlamasında ve onları yorumlamasında kolaylık getireceğini,hatta bir rehber olabileceğini düşünüyorum.
Bundan sonraki kitap yorumlarını fazla biriktirmeden yapmayı kendim için dipnot olarak ekliyorum! :)
23 Ocak 2013 Çarşamba
Yazmak Ya Da Yaz(a)mamak...
Yapıldığı kadarıyla var olanla yetinememek,aman beden bu kadar diyememek kötüdür.Diyemedim hiç,olduğu kadar demeye çalıştım en azından,bu söze alışabilmek istedim.Hep daha iyiyi elde edebilme arzusunda oldum,felsefem,kılavuzum haline geldi adeta.Yazı için de böyle durum.
Yazı yazmak için masa başına oturduğumda kayboldu sihir,uçuştu zihnimdeki kelimeler bir anda.Her şey anlamsız olmaya başladı sanki yazmaya çabalarken,şu an da olduğu gibi.
Genelde gece düşünürüm ben,kulaklığım kulağımda ruh halime göre fon müziğimi belirlerim.Bir saat,iki saat geçer arada beliren cümlelerim olur.Bu zaman diliminde kendi içimde günah çıkarırım,iyi-kötü her şeyin muhasebesini yaparım.Söylenmemiş sözlerim,varsa kırgınlıklarım,olaylar,insanlar.. her şeyle yastığa başımı koyduğumda yüzleşirim.Yazı kaynaklarım buralardan çıkar kimi zaman,zaten çatlarım zihnimdekileri defterime dökemezsem iyileşemem.O defterde;büyük sürprizlerimin hazırlığı saklıdır,kırıldıklarım,kendime verdiğim sözler,hedeflerim,kısa yoldan anlatmaya çalıştıklarım uzun uzun düşündüklerim ve söyleyemediklerim de...
Düşündüklerini kolay ve net ifade edebilen biri olarak tanınırım,öyleyim bir yerde de velhasıl içimde bazı duvarlarım vardır ki sağlamca örülü,kolayca yıkılamayacak...Kimi zaman da yazarken kendimle yüzleşmem zordur,yazarım ve bir süre sonra kelimelerim okunamayacak hale gelir gibi ben bile anlamak istemiyorum galiba derim,o andan hemen kurtulmak isterim.Yine de,inadına : Çözümüm yazmak,ver elini defterim,yazmak terapim...
Yazmak benim için ihtiyaçken,bu alanda uğraşma arzusundayken,yazdıklarımı beğenmiyorken,huzursuzluklarımı tutamazken,kendi içimdeki gel-gitlerle sorumun çözümü için arayışlardayım: Yazmak ya da yaz(a)mamak
19 Ocak 2013 Cumartesi
Okuduklarımdan:Bir De Baktım Yoksun
Bir De Baktım Yoksun,Yekta Kopan'ın okuduğum dördüncü kitabı,ancak bloğumda yer verdiğim ilk kitabı.
Okuduğum dört kitap boyunca gözlemlediğim şu ki ya da ön izlenimim (aslında gözlem yapabilmek adına daha ayrıntılı bir bakış açısıyla bakmalıydım),insanın kendi içinde yaşadığı iç hesaplaşmalar,insan zihninde ötelenmiş düşüncelerin derin betimlemeleri,iç konuşmalar,ikili ilişkiler ( baba-oğul,kadın-erkek) gibi konuların zeminine dayalı bir kuruluma sahipti okuduklarım.Her kitabı kendi içinde ele almak daha verimli ve iyi olur tabi.
Yekta Kopan'ın öykülerini okurken yer yer karşılaştığım benzetmelerin ve okuduğum cümlelerin kalitesi bence oldukça iyi.(Parantez açmam gerekirse sıradan değil yani amatörce hiç değil yazıları,kaliteden kastım bu.)
Bir De Baktım Yoksun'a gelirsem eğer ;arka kapakta göreceğiniz gibi :Unutulmaz bir karşılaşmalar kitabı ve çok iyi bildiğimiz ama unutmaya çalıştıklarımızı hatırlatıyor.Okumuş olduğum bu kitabın iki ayrı dalda ödülü var 2010 Yunus Nadi Ödülü ve 2010 Haldun Taner Öykü Ödülleri'nin de sahibi.
Kitap 6 öykü içeriyordu,severek okudum diyebilirim.Yer yer az da olsa sıkıldım,ruh çözümlemeleri ve uzunca gelen aynı nokta üzerindeki duruşlardan olsa gerek sıkılma sebebim.(Belki başka bir zaman ikinci bir okumamda durum farklı olabilir,benim de ruh halim önemli aslında,yanlış bir değerlendirme yapmayayım.)Öykülerinin kalitesi oldukça yüksek ve özgün bana göre.10 üzerinden puan ver deseler,puanım 7,5-8 olur.
Dipnot :Oğuz Atay'dan alıntılar hoştu bence son öyküde.En kısa zamanda Oğuz Atay'ı okumalıyım ;)
Çizilen cümleleriyle:
syf.19 Ama kimi zaman hesap yapmamalı insan,okun yaydan nasıl çıktığının farkına bile varmamalı.
syf.20 İnsan,görüntüler dünyasında dilediği gibi at koşturabiliyor,bir olayı zaman sıçramasıyla ilgisiz bir başka olaya bağlayarak anılarını değiştirebiliyor ama sesleri değiştiremiyor,iyi biliyorum bunu.Unutmak gerekiyor;tonlamaları,vurguları,melodileri,iniş-çıkışları unutmak gerekiyor.Unutmamışım.
syf.23 İnsan yaşlandıkça sinirlerini halının altına süpürmeyi öğreniyor.
Gerektiğinde susmayı öğrenmek de geçen yılların öğrettiği bir erdem.
syf.38 Kitaplarla dolu bir geçmişte,kütüphaneyle çevrili bir odada sensizlikten kaçmaya çalışmak dünyanın en zor şeyiymiş.
syf.51 Babam,herhangi bir duygu,karşı konulmaz sel misali aklının duvarlarına çarpa çarpa akmaya başladıysa ondan kurtulmak için yazmak zorundasın,derdi.
syf.52 Anlamak için yazmalıyım.
syf.68 Hayal dünyasının vaat ettikleriyle gerçek yaşamın sundukları arasındaki gerilime,belirsizliğe dayanamayan insanlar yok mudur,vardır !
syf116 Öyle dönemleri vardır ki hayatımızın,çıkışı olmayan sis bulutunun içinde yürüdüğümüzü hissederiz.Suyla buluşan rakının beyazı kadar yoğun bir sis.
syf. 131 Tek bildiğim ihanetin çiçeksiz bir bitki olduğu;güneş ışığı fazlaca düşünce üstüne,yeşil yaprakları sararıyor,göze batmaya başlıyor.
18 Aralık 2012 Salı
Okuduklarımdan :Hayatını Seç
2012'nin son çeyreğinde okuma konusunda hız kazandım gerçekten,bir süre ara vermiştim ama çok iyi kitaplar okudum kısa sayılabilecek bu süre içinde.
Birçok yeni yazarla ve farklı türden kitaplarla tanışma fırsatım oldu.2012'nin verimli bir süreciydi bu dilim.
İşte o son çeyrekte okuduğum kitaplardan biri daha : Hayatını Seç,Mert Çuhadaroğlu'nun kaleminden.
Okuduğum kitapları değerlendirirken bir tedirginlik hissederim bazen.İçimden;kendi alanımdayım,ayrıca iddia kaygım olmadığı için benceleri okuyorsunuz burada zaten diyerek tedirginliğime son vermeye çalışıyorum.Laf aramızda okuma önerilerim genelde işe yarar olmuştur yalnız :)
Kitabımıza gelirsek,öncelikle Hayatını Seç ciddi manada okuduğum ilk kişisel gelişim kitabı olmasıyla birlikte yazarının da ilk kitabı.
Bu alanda okuma yaptığım ilk kitap olması,kitap hakkında bu satırları yazarken bendeki tedirginlik sebebi aslında.Hayatını Seç kitabının yayına çıkma sürecinden haberim vardı,bir süredir sosyal medyadan takip ediyordum.TÜYAP için liste hazırlıkları yaparken,almayı planladığım kitaplar arasında yeri üst sıralardaydı.Fuar günü geldi ve kitabım kütüphanemdeki yerini aldı.Tek eksiği imzası yok, bu sorunu da çözeceğiz yakında diye umuyorum :)
Okuduğum kitapları ruh halime göre planlıyorum genelde,spontane seçimler yaparak okumaya başlıyorum.Sabahattin Ali'yi okurken Hayatını Seç'e başlamak istedim hızlı bir kararla,kendimi ve düşüncelerimi sorguladığım bir zamandı hatırlıyorum.Okuduktan sonra dedim ki ; içinde bulunduğum süreçte gerçekten okumam gereken bir kitapmış.
Şöyle bir parantez açmak istiyorum,sadece kitap hakkında konuşmuyorum farkındayım kendimden çok bahsediyorum ama bu kitapta ana unsur sizsiniz zaten,yani benim çıkarımım bu da ;)
Okur tarafından Kişisel Gelişim kitaplarına ya da içindeki mesajlara ön yargıyla bakılır bazen,bu noktada ben bu alana yabancı değilim dolaylı olarak,evde hatırı sayılır bir kitaplık var bu alanda,ama benim derin bir ilgim yoktu.Şu var bu alana hangi kitapla başladığınız sorusu önemli olabilir,ben yaptığım başlangıçtan memnunum kitabı bloğuma almam sebebim de bu nokta olabilir.Ayrıca bu alan için okumalarım devam edecek.
Yazarın samimiyeti ve akıcılık benim açımdan önemli kriterler,okurken göreceksiniz bu anlamda iyi bir okuma oldu.Teknik anlamda ayrıntılı değerlendirmeyi uzmanlara bırakıyorum :) Yalnız kitapta yer alan bazı terimler ilginç gelebilir yeni duyanlar için,ama yazar gayet açıklayıcı ve somut hale getirmiş bence anlaşılır kılınmış o noktalar da.Yer yer egzersizlerle karşılacaksınız okuma sürecinizde,yazarın egzersiz örneklerinde kendinden bahsetmesi benim için ayrı bir hoşluk.3.tekil kişi üzerinden gitme yöntemi de tercih edilebilirdi.(İşte bu noktada belki benim bilgi eksikliğim olabilir,kişisel gelişim kitaplarında yazarlar benli anlatımı mı tercih eder sorusunun cevabı bende yok :) )
Benim için doğru zamanda,aslında belki de ihtiyacım olan zamanda okumuş olduğum kitaplar arasında yer aldığı için Hayatını Seç okuduktan sonra bende iyi izler bıraktı.
Okumanızı öneriyorum,çünkü ben okuduklarım üzerinden kendi adıma uygulamalara başladım,yani kitabın beni etkisine almış olduğunu fark ettiğiniz üzere :) Zaman zaman tökezliyorum,her şey mükemmel değil.Egzersizlerde ve yapacağınız değerlendirmelerde kendinize karşı samimiyetiniz önemli,bu aşamalarda verimlilik adına önerilerim olsun okuma sürecinizde.Ben de dikkat edeceğim söylediğim hususlara,daha sonraki okumalarım için.
Çizilen cümlelerime yer vermiyorum bu yazımda,ayrıca eklemeyi planlıyorum ikinci okumam sonrasında ;) Bu sebeplerle iyi bir final yapamadım sanırım.
Son olarak yazarımızın emeğine,kalemine sağlık diyorum.Yeni eserlerini okumayı bekliyorum çıkış noktam olarak ilk kitabını göstererek. :)
22 Kasım 2012 Perşembe
Okuduklarımdan..Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı
Uzun zamandır yazamadım yine birikti okuduklarım,sanırım benim için kısa bir dönemde yazı patlaması göreceğiz,ama bakalım ne zaman ? Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı'yla yola çıkarak bendeki bu tuhaflığa artık son verip yazayım dedim.
Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı'na gelirsek...Keyifli,güzel bir okuma oldu benim için hatta kısa sürdü okuma yolculuğumuz.Pazartesi günü TÜYAP'tan imzalı olarak aldım,bir günde bitirdim.Güzel şeyler çabuk bitermiş,bitmeseydi dedim ama hoş bir tat bıraktı geride...
Okurken kimi zaman güldüm,bazı noktalarda bende de aynısı dedim,kimi yerde ama insan kendine eziyet eder mi dedim.Daha neler...Çıkarılan sonuç : Ben de tuhafım tabi ki...
Mesela;gereksiz kontrol huyum var arada,7 sayısının benle bir alakası var ama çözeceğim bakalım,arada nükseden alma takıntısı:özellikle kitap ve kırtasiyelik eşya;üzerine mükemmeliyetçiliği de sayarsak ki bu hepsine bedel sanırım,...Bu liste uzamadan ve daha niceleri aklıma gelmeden sustum ben :)
Okumanızı öneririm,gerçekten.Keyifli,hoş bir okuma sizleri bekliyor.Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği tanımadığınız 126 yazarla yolunuzun kesişebileceği güzel bir yolculuk...
1 Ekim 2012 Pazartesi
Okuduklarımdan... Diş İle Düş Arasında
Benim için herhangi bir kitap olmanın da ötesinde hikayesiyle aklımda yer edecek:Twitterda gördüğüm tweeti retweet ederek şansımı denediğim ve yazarından imzalı olarak elime gelmiş bir kitap...Yani o şanslı kişiler arasındayım.
İlk gördüğümde bir gün okurum dediğim,ancak elime alır almaz sayfaları arasında kaybolduğum,okuma süreci kısa süren bir kitap oldu benim için.Başta güzel tasarımıyla beni etkileyen,okuduğum bölümlerde kendimden bir şeyler bulduğum,ortak paydada buluştuğumuz cümlelere rastladığım bir okumaydı.
Benim için çizilen cümleleriyle Diş İle Düş Arasında:
- Bir İnsan Niçin Yazmak İster ?
İçinde konuşan insanları ve onların konuştuklarını daha fazla durduramadığı için;
İçindeki bir insanla,dışındaki bir insanın çok iyi anlaştığını ya da itiştiğini görmek için.
- Okuduğum ya da okuyacağım satırlarda kendimi ve tepesinden bastırılmış ruhumu mu arıyorum,ucundan da olsa bulacağımı hayal ederek ?
- Çok ama çok sevesim var.Kaliteli bir sevgi sunacağımı bilmenin güveniyle açtığım kalp kapılarımı,bunu anlayamayacak insanların kapamasını istemiyorum;yani o kadar da cömert değilim.
- Akrabalık aynı burnun,gözlerin ve hatta bakışların bir arada olabildiği ama yaşama bakışların tümüyle farklı olabildiği bir matematik denklemidir,çok bilinmeyenli.
- Halbuki ben insanları ve olayları "görmek istediğim gibi" görmemeyi ve beklentiye girmeme telkinini ve emrini verip durmamış mıydım kendime hep ?
- ...
Çizilen cümlelerim bu kadar değil daha çoklar,yalnız her okumamda beni farklı cümlelere götüreceğini bildiğim için en iyisi burada bırakayım diyorum.
Keyifli ve güzel bir okumaydı sonuç olarak.
Müge Sandıkçıoğlu'na buradan tekrar teşekkür ediyorum,tanıdığıma memnun olduğum ve bana verilebilecek en güzel hediyelerden birini verdiği için çok mutlu oldum,kalemine,emeğine sağlık...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

